BOZYAZI (Nagidos)

  • 0

BOZYAZI (Nagidos)

Category : Uncategorized

Antik Çağlarda Nagidos ismi ile bilinen Bozyazı, bölgenin en eski kentlerinden birisidir. Anemurium’un 10 km. doğusunda, İçel İl’inin, antik ismi Nagidos olan Bozyazı ilçesinin bugün Paşabeleni diye adlandırılan tepesinin üzerinde akropolü, eteklerinde de nekropolü bulunmaktadır. Paşa beleni tepesi 68 m yükseklikte, yaklaşık 400 x 300 m. ebatlarındadır. Akropol’ün batısında, Toroslardan gelen nehir (Sini Çayı) denize kavuşmaktadır. cropped-DSC00183.jpgNagidos’un konumu bilinçli olarak seçilmiş ve akropolü, denizden ırmak içersine girecek olan gemilerin görülebileceği nokta üzerine kurulmuştur. Hemen Nagidos akropolünün 200 m karşısındaki ada (Nagidussa) da Nagidos’un konumunu güçlendirmektedir. Hekataios’a göre “Nagis Kubernetes” adında semitik kökenli birisi tarafından kurulmuş olduğu savunulan Nagidos’da yerleşim, İ.Ö. 2000’de Luvi halkının oluşturduğu Tarhundaşşa krallığının sınırları içinde bulunuyordu. Antik kaynaklar Nagidos’un da Kelenderis gibi Samoslular tarafından bir koloni kenti olarak kurulduğunu belirtirler. MÖ.V. -IV.yüzyılda Perslerin egemenliğine giren bu yöre Satraplıkla yönetilmiş ve bunu belirten sikkeler de günümüze kadar ulaşmıştır. Büyük İskender Pers İmparatorluğu’nun Anadolu’daki hakimiyetine son verdikten sonra Nagidos’la birlikte yöreyi de topraklarına katmıştır. İskender’in ölümünden sonra Mısır’daki Ptolemaiosların yönetimine girmiş, Akdeniz korsanları buraya büyük zarar vermişlerdir. Romalılar zamanında buraya bazı yapılar yapılmış ve halk kıyıya çok yakın olan Bozyazı-Sevim Mert-0008Nagidos Adası üzerinde yerleşmiştir. Asur döneminde belirsizlik vardır: Asurlar’ın M.Ö.VIII.yüzyıl sonlarında Göksu nehrine kadar gelmiş oldukları bilinmekle beraber Nagidos ve civarındaki varlıkları kesinleştirilememektedir. Nagidos’un M.Ö.VII yüzyılda bir Samos kolonisi, belki emporio’su olduğu ve böylelikle ticarete açılmış bir liman kenti kimliği kazandığı bilinmektedir. Asur metinlerinde geçen İonialılar’ın ve Grekler’in, Kilikia’nın dağlık kısmında kendileri için üsler kurdukları ve Fenikeliler ile doğu ticaretini sürdürdükleri yönündeki bilgiler de ticaretin yoğunluğunu belgeler niteliktedir. Bölge hakkındaki kesin bilgiler M.Ö.VI yüzyılda “Yeni Babil” metinlerinde geçen Pirindu ve kralı Appuaşu ile ortaya çıkmaktadır. M.Ö. 557-556 yıllarında Pirindu kralı Appuaşu’ya karşı bir sefer düzenleyen Babil kralı Nergilissar’ın bu seferiyle ilgili metinlerde, kralın ordularının, “atalarının başkenti” olan bugünkü Meydancıkkale ile bağdaştırılan Kirşu’ya kadar geldiği bildirilmektedir. Pers döneminde (M.Ö.VI-IV.yüzyıl) Meydancıkkale’nin bir Pers garnizonu olduğu bilinmektedir. Bu dönemde Nagidos da Pharnabazus’a ait gümüş sikkeler bulunmuştur. Bu durum, Nagidos’un M.Ö. V.yüzyıl sonu ve IV.yüzyıllarda ekonomik açıdan güçlü olduğunun da bir göstergesidir. Nagidos’un kalıntıları Bozyazı İlçesi’nde, kıyıya yakın bir tepe üzerindedir. Hakkında çok az bilgi bulunan kentten günümüze ulaşan yalnızca sur kalıntılarıdır. Bozyazı-İlhan Kemikli-00001Bozyazı Çayı üzerindeki köprü Roma Çağına ait özellikler ortaya koymaktadır. Roma ve Bizans Döneminden kalma tarihi mekânların arasında su yolu kalıntısı ile bir hamamın temelleri de bulunmaktadır. Antik kaynaklar Nagidos’un da Kelenderis gibi, Samoslular tarafından kolonileştirildiğini belirtmektedir. Nagidos’un M.Ö.V. ve IV. yüzyıllarda Pers egemenliği altında olduğu, bu dönemde basılan satraplık sikkelerinden anlaşılmaktadır. Kent, ilkin Helenistik Çağda Mısır’daki Ptolemaiosların etkisi altına girmişse de daha sonra yoğun korsan saldırıları sonucunda tüm gücünü yitirmiştir. Bu gün müzede sergilenen eserler, kentin batısında rastlantı sonucu bulunan mezarlardan çıkarılmıştır. M.Ö.IV. ve III. yüzyıldan kalma bu eserler pişmiş topraktan yapılmış lahit mezarların yanına ve içine konan oldukça zengin ölü armağanlarını içermektedir. 1985 ve 1986 yıllarında Anamur Müzesi tarafından yapılmış olan Nagidos Kurtarma Kazıları “Paşabeleni Tepesi Ataürk Parkı” olarak nitelendirilen tepenin batı yamacı ve ayrıca da doğu yamacında sürdürülmüştür. Buralardan çıkan buluntular mezarlara ait olup, tepenin yamaçlarının nekropol olduğunu göstermiştir. Nagidos antik kentinin akropolü ve eteklerindeki nekropolü, bugünkü adı ile Paşa beleni Tepesi’nin Koruma Amaçlı İmar Planı, kazı amacına uygun olması açısından tekrar ele alınarak geliştirilmiştir. Sur duvarı tepeyi çevreleyerek akropolü, nekropolden ayırmaktadır Mimari özellikleri, surun iki evreli olduğunu ve M.Ö.V.yüzyıldaki ilk evresinden sonra, M.Ö.IV.yüzyılın sonunda genişletilip, geliştirildiğini göstermektedir. İki yıl içerisindeki çalışmalar kapsamında sekiz ayrı açmada çalışılmış ve böylelikle Paşa beleni Tepesinin yerleşim yoğunluğu ve dağılımı hakkında belli sonuçlara ulaşılmıştır. Sur duvarlarının içerisinde gelişmiş olan yerleşim, dar mekanlı yapılara işaret etmektedir. Yapı özellikleri olsun, bulunan malzemenin günlük kullanıma ait kaplar ve bu türden diğer buluntulardan oluşması, tepenin akropol kısmının bir üs olarak kullanıldığına işaret etmektedir. Duvar kalınlığı 2 m. olan bir yapı da dikdörtgen plana sahip olup sur duvarları içerisinde tahkimli bir “bey evi” ne işaret etmektedir. Tepenin güney yamaçları üzüm ve zeytin yetiştirmek üzere tarımsal amaca yönelikken, doğu yamacı nekropol olarak kullanılmıştır. Nagidos (Bozyazı) çevresinin yüzey araştırmaları sırasında hemen Paşa beleni Tepesinin doğusunda, aynı Paşabeleni gibi tahkimli bir yerleşim daha bulunmuştur. 4 km. batısında ise 1960’lı yıllara kadar liman olarak hizmet vermiş olan ve bugün Orman İşletmesine ait arazide de Paşabeleni’nin antik limanını görmek mümkündür. Bugüne kadar elde edilmiş olan buluntular M.Ö. VI.yüzyıl ile M.Ö II.yüzyıllar arasına aittir. Yerleşim İ.Ö. 2.yüzyıldan sonra terk edilmiştir. Nagidos’taki arkeolojik kazılar, Mersin Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı ve Mersin Üniversitesi Rektörlüğü Kilikia Arkeolojisini Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Serra Durugönül başkanlığında, Bakanlar Kurul Karaı ile İçel İli, Bozyazı İlçesi, antik Nagidos kenti kazı çalışmaları üçüncü yılında da devam ettirilmiştir. Kazı, Araştırma Görevlileri Ümit Aydınoğlu ve Murat Durukan’ın çabaları ve Mersin Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğrencileri tarafından yapılmıştır. Nagidos antik kentinin önemi, buradan Kilikia (antik Çukurova) bölgesinde ve Küçük Asya’da hiç olmadığı oranda farklı tiplerde ve çok büyük bir zenginlikte Hellenistik dönem seramiğinin elde ediliyor olmasıdır. Bunun yanısıra buluntuların M.Ö. VIII. yüzyıldan – M.Ö. III. yüzyılın sonuna kadar kesintisiz devam ediyor olması bu antik kentin önemini vurgulamaktadır.

NAGİDOS’TAKİ BAZI KALINTILAR

Sur Duvarları

Nagidos’un tarihine açıklık getiren bir diğer veri de sur duvarlarıdır. M.Ö. V. yüzyılda Paşabeleni tepesininin zirvesini çevreleyen sur duvarları son derece özenli ve başarılı bir mimari tarz izlerken, bu yıl iç sur ve dış sur arasında yapılan kazı çalışmalarında bu erken surun, izleyen iki yüzyıl içerisinde üç evre geçirerek, suru sağlamlaştırma veya teras oluşturma amaçlı tamir ve destekleme evreleri geçirdiği anlaşılmıştır. Yerleşim M.Ö. V. yüzyıldan, M.Ö. III.yüzyılın sonuna kadar iskan görmüş, sonra dış güçlerin ilgi odağı olmaktan çıkarak görkemini kaybetmeye başlamıştır.

Agora

Tepenin güney yamacında yapılan çalışmalarda 10 basamaklı bir geçiş alanı ve yanında mekanları bulunmuştur. Basamakların ve mekan duvarlarının bu alanda yoğunlaşması ayrıca buluntuların niteliği tepenin bu kısmını agora olarak nitelememizi mümkün kılmaktadır. Buluntular ağırlıklı olarak sikke (40 adet) ve (ticari ürün taşınmasında yaygın olan) amphoralardır.

Kerpiç Yapı

Yoğun olarak erken dönem seramiklerinin ve figürinlerinin ele geçtiği bu alanda bulunan kerpiç duvarlar bir depo’ya işaret etmektedir. Burada kazımızın en erken malzemesi olan M.Ö. VIII.yüzyıla ait pişmiş toprak figürinler ele geçmiştir. Bunlar adorant, savaşçı-binici veya kutsal alanlara bırakılan, boğa gibi, hayvan figürinleridirler. En yakın paralelleri Samos’ta bulunmuştur. Bu şaşırtıcı değildir çünkü Nagidos da M.Ö. VIII. yüzyılda bir Samos kolonisi olarak kurulmuştur. Bu tarihlemeyi destekleyici bir diğer buluntu grubu da yine aynı mekanda ele geçmiş olan siyah ve kırmızı boyalı konsantrik veya spriral daireler ile bezenmiş seramik parçalarıdır.

Künk Sistemi

Tepenin kuzey yamacında yapmış olduğumuz kazılarda harçlı bir tekne ve buradan su tahliye eden, son derece kaliteli bir künk tesisatına rastlanmıştır. Künklerin M.Ö.IV.-III. yüzyıla tarihlenmesi mümkündür.

Kilise Burnu

Bozyazı’ya 14 km. uzaklıkta Akkaya köyü sınırları içerisinde, halk arasında Kilise Burnu olarak bilinen, geç Roma ve erken Bizans dönemine ait bir ören yeridir. Burada sur, sarnıç, bir kilise ve diğer yapılara ait kalıntılar bulunmaktadır. Surun dışında kuzeybatı yönünde ikisi yan yana , biri arkada olmak üzere üç adet 1. ve 2. Yüzyıl’a ait Memurium mezarlarına benzer yapıda mezarlar vardır.

Maraş Tepesi (ARSİONE)

Bozyazı’nın 2 km. doğusunda Maraş Tepesi üzerinde kurulu olan yerleşim, Mısır Kralı Ptolemaios’un eşi Kraliçe Arsione adını taşıyan antik bir liman kentidir. M.Ö. 3.yüzyılda kurulduğu sanılan kentin görülebilen en önemli kalıntıları iki katlı mozaik döşeli mezarlar ile öteki yapı kalıntılarıdır.

1378702_579893975391494_2138923356_n.jpg


Leave a Reply

Son Yazılar

Son Yorumlar

    Arşivler

    Şehir Tanıtımları