BİR ŞEY VAR BİLİYORUM, ANLATAMIYORUM…

  • 0

BİR ŞEY VAR BİLİYORUM, ANLATAMIYORUM…

Category : Uncategorized

 

BİR ŞEY VAR BİLİYORUM, ANLATAMIYORUM…

 

Sigara içmek adına, onu yaşamak adına, o elinde duruşu adına! Ne adına olursa olsun, sigara ile ilgili bir şey var; gönlümün en derinlerinde haberdar olduğum, ama dilimden bir türlü dökülmeyen. Bir şey var sigara içtiğim zamanlarda beni başka birisi yapan. Bir şey var; sigarayı bıraktığımda içimden uçup giden. Mutluluk değil bu, keyif de değil. Rahatlık desen, hiç değil… Kansere davetiye çıkarttığımı, kıyafetlerimin nasıl da kötü koktuğunu düşünmek rahatlık değil benim için.Eminim ben, bir kısım insanın bildiği, bilip de söyleyemediği ya da söylemelerine izin verilmeyen bir şey var bu sigarayla ilgili, bir kere bırakınca, inancını yitirince giden, geriye çok zor gelen bir şey… Bukowski’nin yaktığındaki gibi sigarasını, kitap okuyan güzel bir kadının elindeki sigara gibi, bir şey var anlatamadığım, kendimi ana kucağında hissettiren.Başlamak adına yazmıyorum bunları sigaraya, ama biliyorum bir şey var, nikotin değil; bir şey ki ilk nefesten, izmarite kadar kafanın arkasını okşayan… Canımı sıkıyor sigarayı bırakmış olmak, ömrümün müthiş geçeeceği garantisini veremezken hiç kimse… Yarın durduk yere ölürsem, en çok sigarayı bıraktığıma üzülürüm heralde, yitip giden bir ömre üzülmek yerine, sığdırabildiğim kadar vakitte. Nedir bilmiyorum, bir şey var sigarada, bana tuhaf bir huzur veren… Olmadığında ihtiyacım olmayan bir huzur bu, varlığında başka hissettiren…Başlamak istemiyorum sigaraya, samimiyim, gerçekten. Kokmuyorum yangından kaçmış gibi, ya da ucuz kömürle mangal yapmış gibi… Nefesim daralmıyor gecenin orta yerinde, bisikletle alıp başımı gittiğimde şehrin bir tarafına doğru; durmam gerekmiyor bir şey emmek için. Ama özlüyorum, neyi özlediğimi bilmiyorum; her saat, her saniye özlüyorum; sanki onsuz bir daha yazamayacak, bir daha okuyamayacak, bir daha gitar çalamayacakmışım gibi hissediyorum. Özlüyorum, kanım çekiliyor parmaklarımdan, yakmam, biliyorum olsa da sigaram ama özlüyorum işte, canı çıkasıca sigara, bu özlem yüzünden de nefret ediyorum ondan da, ona dair her şeyden de…Nedir özlediğim bilmiyorum, nikotin değil, duman çıkartmak değil, elektronik sigarayla ikisini de fonksiyonel olarak yapabiliyorum ve tatmin olmuyorum. Başımı döndürene, midemi bulandırana kadar içiyorum elektronik sigaramı, arkasından bir sigara yakasım geliyor. O yüzden 65 gündür elektronik sigarayı da içmiyorum. 105 gün oldu sigarayı bırakalı, sıcak soğuk yaparak arayı açalı… 105 gün dile kolay, yılın üçte biri eder neredeyse, hala kokusu burnumda, hissi parmaklarımın ucunda. Sabah verdiği boğaz ağrısı, merdiven korkusu, uçak fobisi, delik tişörtler, paramın zaten zengin sigara firmalarına akışı da aklımda, korkma, dönecek değilim…Lakin bilmiyorum nedir bu özlediğim, bir şey var o sigarada, yalnız sokakta gecenin köründe, en derinine çekerken dumanını, aklını kurcalayanları eline dökmeni sağlayan. Bir şey var o sigarada, inşaat işçisinin de, köşede oturup gelene geçene laf atan hırbonun da, pazarcının da, kafayı yakmış delinin de hissettiklerini zannettiği…Sigarada boktan bir ilüzyon var, madde bağımlılığına lafım yok, hepimiz bazı maddelere bağımlıyken üstelik… Ama ya bulacağım ne var bu sigarada, bana böyle hissettiren, bıraktığımda çok yakın bir arkadaşım beni sonsuza dek terketmiş hissi veren; ya da inanacağım artık gönülden; aradığım şey, ilüzyondan başka bir şey değil…Belki de çocukluğum kokuyordur sigara… Her zaman en güçlü duygu çağırgacım olmuştur kokular benim… Belki misafirliğe gittiğimiz Salih Amca kokuyordur, Leyla Teyze’dir belki. Annem değil, babam değil ama dedemdir belki… Belki, ilkokulda, almak için sabahın köründe bakkalın açılmasını beklediğimiz Marlboro paketindeki çubuk sakızlardır, belki camel paketindeki şekerler. Bir şey var sigarada, elimde tuttuğumda ruhumu kucaklayan. Öyle bir şey ki bu sigara, bıraktığında hayatının daha güzel olacağına dair hiç bir kanıtın yok, bıraktığında, hayatının gözle görülür bir şekilde berbat olacağını görmen ise, dalındaki armutu görmek gibi, kolay, aleni…Bıraktığında alacağın nefesin tadı, Yalova’daki Şeker Su’yu tam o gediğine oturmuş serinlikte, pis denizden çıktıktan sonra içmek gibi… Bir yere kapalı kalsan, banka hesaplarına kıran gelse, umurunda olmayacak olmanın verdiği huzur, Kıbrıs dönüşü 4 karton sigarayı bavula tıkıştırmak gibi, bedava olması da cabası madem.Ama o sigarayı, bir kuytu köşede, kanunu çiğneyerek yaktığın zamanki his, işte o his, vücudunun bütün gözeneklerine masaj yapılır gibi. Hızlanan kalp atışlarını kulağında hissetmen, başının dönmesi, ağzının sulanmasıö dopamine boğulman adeta…Bu sigara var ya bu sigara…Başlamayın bu mereteBaşladıysanız sevmeyin…Sevdiyseniz bırakmayın. Asla, kötü bir sevgiliymişçesine, aşık olduğunuz ama bedeninizi içten içe yiyen bir sevgiliymişçesine, her sabah, doğan temiz güne inat yakın uykudan uyanır uyanmaz. Kanser haberini alınca da yakın bir tane, aşka inanmak budur çünkü, kanserden kurlulmak için elinizden geleni yapın, aşkınızdan vaz geçmeden… Verdiği acıya rağmen, artık onu sevdiğinize bile inanmamanıza rağmen, her sabah, her saat başı, her yağmur öncesi, her deniz kıyısında, her güneşin en boktan şekilde tenleri kavurduğu esnada, her acımış çayın yanında, inadına, inadın dibinde, dibin kara içinde yakın bir tane, bitince yeniden, sonra bir tane daha…Sigarayı bıraktığınızda berbat bir şekilde ölmeyeceğinizi size kimse söylemiyor… Sigarayı bırakıp kemik kanserinden ölmeyeceğinizi kimse garanti edemiyor… E neden bırakıyoruz sigarayı, hele o şey varken sigarada, o şey…O ne bulacağım, ya onun ne olduğunu bulacağım, ya da artık gönülden inanacağım, “o şey”in tamamen ilüzyondan ibaret olduğuna…

Sigarayı bırakın…

Çünkü o çok acaip bir şey.


Leave a Reply

Son Yazılar

Son Yorumlar

    Arşivler

    Şehir Tanıtımları