GÖLEVEZ HAKKINDA

  • 0

GÖLEVEZ HAKKINDA

Category : Uncategorized

GÖLEVEZ HAKKINDA

Yılanyastığıgiller (Araceae) familyasından olup “kolokas” olarak da bilinir. Yaygın olarak bilinen adı “taro” dur. Dik bir şekilde çıkan uzun yaprak saplarının üzerindeki geniş yapraklarıyla otsu yapıda olan gölevez bir yıllık bir bitkidir. Yaprak sapları, toprak altındaki yumru ve yumrucukların tepesindeki helezonların içinden çıkmaktadır. Gölevezin yaprakları fil kulağı şeklindedir. Botanik açısından yumrular “korm” ve yumrucuklar “kormel” olarak bilinir. Yumrucuklara halk dilinde “fili” adı verilmekte olup bunlardan çoğaltılmaktadır. Yaprakları devetabanı çiçeğinin yapraklarına benzer.

 

Gölevez, nişastalı bitkiler sınıfından olup yumru gelişimine göre 2 farklı büyük çeşide sahiptir. Bunlardan birisi C.e.var.antiqorum: bir küçük ana yumru ve etrafında birkaç yumrucuklar. İkincisi ise C.e.var.esculanta: bir büyük ana yumru ve birkaç yumrucuktan oluşur. Sürekli yağmurların ve yüksek sıcaklığın hakim olduğu tropik bölgelerde gölevez dikimden sonra sulama gerektirmeden kendiliğinden yetişmektedir. Asya’nın güney doğusundan Afrika kıtasına ve Pasifik adalarına kadar üretimi yayılmıştır. Gölevez; Asya, Afrika, Orta Amerika ve Pasifik adalarında yaşayan 400-500 milyon insanın temel gıda kaynağıdır.

 

Türkiye’de ise Akdeniz bölgesinin İçel ilinin Anamur ve Bozyazı ilçeleri ile Antalya ilinin Alanya ve Gazipaşa ilçelerinin sahil kesimlerinde patatesten daha çok yetiştirilmektedir. Sıcaklığın sıfır derecenin altına düşmediği, rakımın düşük olduğu ova kesiminde ve sulama olanakları uygun arazilerde yetiştirilmektedir. Gölevez yumrusundan patates gibi suda haşlanarak sebze yemekleri veya yağda kızartma şeklinde yemekler yapılmaktadır. Gölevez’in işleme şekli ve yöntemi bilinmediğinden sadece üretildiği yerlerde tüketilmektedir. Yumrudan suda pişme esnasında bamyadaki gibi musilaj madde salgılanmaktadır. Bunu önlemek için pişirme esnasında limon sıkılması gerekir. Bu durumu bilmeyen birisinin pişirdiği gölevez yemeği, yiyenlere nahoş bir tat verir. Ayrıca gölevez yumrusunun kabuğu soyulduktan sonra bıçağı takıp kırarak kopartmak (çentmek) gerekir, bu yemeğin suyunun lezzetli olmasını sağlar.

 

Tropik ve subtropik ülkelerde gölevez yumrusu; konserve, un, cips, şehriye ve dondurulmuş gıda olarak değerlendirilmektedir. Gölevez yumrusundan; mantı, gıdalara katkı için ince toz, nişasta, zamk, kabuklarından yem ve yapraklarından da sarma yapılmaktadır. Yumru ve yumrucuklar saçak kökler çıkarır, yumru iç rengi çeşitlere bağlı olarak sarı, grimsi mor, parlak sarı, mor benekli ve beyaz olabilir. Gölevez yumrusu sert ve sıkı bir tekstüre sahiptir. Pişmemiş gölevezin yumru, yumrucuk, sap ve yaprakları kalsiyum oksalat kristalleri içerdiğinden buruk tattadır, çiğ halde yenilmez. Pişirerek bu kristalleri eritmek gerekir. Türkiye’de yetiştirilen yumruların dışı kahverengi içi ise beyazdır. Yaprakları ve sapları buharla pişirilerek kaynatılıp turşusu yapılan gölevez bitkisinin değerlendirilmeyen bir kısmı bulunmamaktadır.

 

Gölevez yumrusunu damak zevkine uygun sunmak için özel pişirme metodları geliştirilmiştir; sınırlı haşlama, kurutma, kızartma, öğütme, rendeleme, fırınlama. Gölevez kuru fasulye ve nohut yemekleri gibi isteğe bağlı olarak et ile haşlanarak yemeği yapılmaktadır.

 

Gölevezin diğer değerlendirilme şekilleri;

 

Fırınlanarak ve haşlanarak mantı ve börek yapılıp hindistan cevizi ile tüketilmektedir. Kururtulup öğütülmüş ince tozu;ekmek,pasta,mama ve makarnalarda katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Gölevez nişastası,plastik ve kozmetik endüstrisinde kullanılmaktadır. Gölevez yumrusu %10 müsilaj içerir.Gölevez zamkı(müsilaj) diyet ürünlerine katılmaktadır. Yaprak saplarından Vietnam çorbası yapılmaktadır. Gölevez yaprakları sarma ve çorba olarak değerlendirilmektedir. Yumru haşlanarak sebze yemekleri yapılabilmektedir. İngiltere’de yapılan bir çalışmada 55+2 oC de vakumla kurutulmuş antiquorum çeşidinin yumru bileşiminde kuru madde % 24.50, ham protein % 6.75, Nişasta % 62.44, toplam şeker % 3.02, ham selüloz % 2.06, ham yağ %0.25, kül % 8.76, kalsiyum 3.105 ppm, mağnezyum 2.532 ppm ve potasyum 34.579 ppm olarak belirlenmiştir. Bir adet gölevez yumrusunun ağırlığı 2 kg’a kadara ulaşabilmektedir. Nisan ayında dikim yapılıp, 7-8 ay sonra aralık ayında hasat edilmeye başlanıp hasadı kış boyunca devam etmektedir. Gölevez gübreleme denemesi şartlarında yetiştirildiğinde 7.000 kg/da’ın üzerinde yumru elde edilmiştir. Patatesin 2,500 kg/da yumru ürün verdiği dikkate alınırsa gölevez yetiştirciliği oldukça karlıdır. Gölevez yetiştiriciliği ile birim alandan yüksek kalori ve protein üretimi sağlanmaktadır. Türkiye’de taban suyu yüksek sulak diye tabir edilen arazilerin alanı 483.210 dekar ve ırmak yatakları 23.250 dekardır. Türkiye’de bu tür arazilerde kültür bitkisi yetiştirilebilir. Gölevezin özellikle sevdiği bu sulak alanlar değerlendirilebilir. Gölevez bitkisi Türkiye’de yerel tüketimin yanı sıra Kıbrıs ve İngiltere’ye ihraç edilmektedir.

 

Dünya üzerinde 43 devlette yaygın olarak üretilen gölevezin Dünya üretimi 5.695.000 ton olup Türkiye üretimi ise 1.000 tondur. Üretimin % 60’ı Afrika’da, % 32’si Asya’da ve % 8’i ise Pasifik adalarındadır. Bu ülkelerde özel kabuk soyma, kurutma, öğütme, dilimleme, parçalama, presleme ve yıkama makineleri mevcuttur.

 

Araştırmacı Henderson ve Arkadaşları, Smith ve Arkadaşları, 1982 ve 1985 yıllarında yaptığı araştırmalarda kalınbağırsak kanserinin Güney Pasifik’in Polinezya nüfusunda Avrupa nüfusundan daha az olduğunu tespit etmişlerdir. Bu durumun beslenme farklılığından kaynaklandığına, lifli gıdaların kalınbağırsak kanserine karşı koruyucu olduğuna ve gıda liflerinin kalınbağırsak kanserine karşı koruyuculuğunun farklı olduğuna inanılmaktadır. Avrupa gıda bitkileri çoğunlukla dikotiledon olmasına karşılık Güney Pasifik gıda bitkilerinin çoğunluğu monokotiledon olup gölevezde monokotiledon bitkiler sınıfındandır. Gölevez liflerinin emdiği kanserojenik 1.8-dinitropren miktarı, dikotiledon olan patates yumrusu ve lahana yaprağı liflerinin emdiği miktarlardan yüksek bulunmuştur. Tüpteki gölevez yumrusu lifinin konsantrasyonu arttırıldıkça adsorbe olan kanserojen madde miktarı artmıştır. Güney Pasifik’in monokotiledon bitkileriyle Avrupa’nın dikotiledon bitkilerinin besin liflerinin kimyasal bileşiminin ve kanserojen maddeleri adsorpsiyon özelliklerinin farklı olduğu tespit edilmiştir.

 

Netice olarak Güney Pasifik’in Polinezya nüfusunda kalınbağırsak kanseri oranının düşük olmasında gölevezin temel gıda olarak yaygınlığının etkili olduğu sonucuna varılmıştır.100 g. Taze gölevez yumrusu 500-600 kj. Civarında enerji vermektedir. Önemli bir enerji kaynağı olan ve kalınbağırsak kanseri hastalığına karşı koruyucu olmasından dolayı gölevezin üretim ve tüketiminin yaygınlaşması insan sağlığı ve Türkiye ekonomisi açısından büyük önem arz etmektedir.

Gölevez

Gölevez


Leave a Reply

Son Yazılar

Son Yorumlar

    Arşivler

    Şehir Tanıtımları